Boyabat Haber
Duyulmayanları Duyun
Ana Sayfa   |  Haberler   |  reklamlar   |  Aşkın Ayrancıoğlu   |  Ahmet Küçükbaş   |  İsmet Sezer   |  Doğan Özdemir   |  Celal Çatal   |  Nezih Yıldırım   |  Ayşe Şahin   |  Nurullah Aydın   |  Semih Türkoğlu   |  Muhsin Küçük   |  İsa Kahraman   |  Tevfik Dündar   |  Mehmet Tatas   |  Hasan Muslu   |  Mustafa Gezen   |  Yunus Emre Karslıoğlu   |  İlyas Demir Bilgili   |  Serbest Kürsü   |  Düşünenlerin Düşüncesi   |  Misafir Kalemler   |  Zerrin Dağcı   |  Hasan Ün   |  Gezi Yazıları   |  Araştırma İnceleme   |  Sürekli Sergi   |  Bölge Tarihi   |  Bölge Kitaplığı



Boyabat, boyabathaber, Boyabat Haber, 0825_tevfik1.jpgHadi iyimser olalım…

Bu günlerde canım hiç bir şey yazmak istemiyor. Neden diye sormaya gerek var mı? CANlarımızı, yavrularımızı yitiriyoruz, kendimizi, güvende hissetmiyoruz, huzursuzuz, mutsuzuz, gelecekten yana umutsuzuz. Daha da acı, kara günler olur, gelir diye korkuyoruz.

''İNSAN umudunu yitirmemeli, yaşamak çok güzel'' diye felsefe yapıyor birileri, bunların çoğunluğu kendini sağlama almış, derdi tasası, sıkıntısı olmayanlar, deyim yerindeyse tuzu kurular. Onlar tuzlarını da kendilerini de kuruluğa almışlar, ''ne yağmur düşüyor başlarına, ne çamur bulaşıyor ayaklarına…'' Gözlerinin önünde gencecik CANlar, kınalı kuzular, körpe yavrular, adi, hain, vahşi saldırılarla peşpeşe toprağın kara bağrına düşüyorlar, analar, babalar, kardeşler, eşler hele bir de dünyadan, olan bitenden, her şeyden habersiz ve sadece gülmesi, oynaması ve geleceğe güvenle bakması gereken günahsız sabiler… Yeri göğü inleten feryatlarla kan ağlıyor, giden, yiten CANlar kendilerinin ve kendilerinden olmayan duygusuz, duyarsız yaratıklar da oturmuşlar köşe yastığı gibi, uzatmışlar çiltelerini, gerine, gerine laf üretiyorlar. Dün bir yerde dostlarla sohbet ederken, kenardan birisi araya daldı, ''amiyane tabirle'' lafa maydanoz oldu ve dedi ki; ''beyefendi siz de çok karamsarsınız, çok güzel konuşuyorsunuz da sizi dinlemekten içim karardı.'' Ben de dedim ki; ''Ben karamsarım doğru kabul ediyorum, yapım, yaradılışım böyle elimde değil, ama bir beyaz kâğıt alalım, ben başına, ''iyimserim, çünkü'' diye yazayım ve bu iki sözcüğün sonuna noktalı virgülü koyup, kâğıdı kalemi sana teslim edeyim, sen gerisini maddeler halinde yaz, sırala eğer iyimser olma nedenlerin bir kağıda sığmazsa bir kağıt daha hakkın var'' dedim, yüzüme bakakaldı. Kökü dışarıda, uygulayıcıları içimizde vahşi, gözünü kan bürümüş terör örgütlerinin amacı, korkutmak, sindirmek, ürkütmek, huzursuz etmek, sesini duyurmak, varlığını hissettirmek, diyen doğruyu söylüyor, hiç itirazım yok ama CANların boş yere yitip gittiğini göre göre korkarken korktuğumuzu, yüreğimiz yanarken, kavrulurken üzüldüğümüzü, huzur için, güvenli yaşayabilmek için, gelecekten yana hiç umut ışığı görülmezken, umutsuz olduğumuzu söylemezsek, gerçekler değişecek mi?

Hayalci olmayalım, ayaklarımız yere bassın, aklımızı başımıza alalım ve gerçekleri görelim. Başta siyasiler olmak üzere, hepimiz anlamsız, boş tartışmaları, vıdı vıdıları, laf üretmeyi, laf gezeletmeyi, ayrışmayı, didişmeyi bir yana bırakalım artık ve el ele gönül, gönüle verelim, belayı birlikte defedelim. Başka hiç bir çaremiz yok.

Son söz;''Dışımız kış, içerimiz yangın yeri ve günün sonunda fatura hep ÇOCUKlara çıkıyor, farkında mısınız? Ve de ÇOCUKlar ürkek bir kuş gibi çaresizce çırpınan tertemiz kalplerinden, masum, toz pembe hayallerinden, ÇOCUKsu, küçücük umutlarından acımasızca vurulurken, siz hangi güzellikten söz ediyorsunuz?''

Av.Tevfik DÜNDAR


Tarih:18 12 2016 09:57()
Reklam
11149